> Ana sayfa

> ÇEKOD'u Tanıyalım

. Amacı
. Kurucu Üyeler
. ÇEKOD Yönetim Kurulu

> Duyurular

> Basında ÇEKOD

> ÇEKOD'un Etkinlikleri

> İlgili Linkler

> Bir Portre

     Prof. Dr. Nesrin Seyhan

> Birlikte Yürütülen Akademik Çalışmalar

> Sağlık Bakanlığı Ne Diyor

> Elektromanyetik Kirlilik Mevzuatı

> ÇEKOD'a Üyelik

ÇEKOD
Adres:
Koru Mahallesi Doğa Sitesi Yönetim Merkezi Çayyolu-ANKARA

Tel: 240 77 47

Tel: 236 10 33

e-mail: info@cekod.org


MAKALE

 

“ELEKTROMANYETİK  KİRLİLİK”

İHTİYATLILIK  ve  KATILIMCI  DEMOKRASİ  

 

13/5/2006 tarihli ve 26167 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5491 sayılı Yasa ile 1983 tarihli 2872 sayılı Çevre Yasası’nın bazı maddeleri değiştirilmiştir.

Değişikliklerden en önemlilerinden biri; son yıllarda diğer ülkelere göre ülkemizde daha bilinçsiz ve oransal olarak daha yoğun kullanılan bazı teknolojilerin yarattığı “iyonlaştırıcı olmayan radyasyondan kaynaklanan elektromanyetik çevre kirliliği” konusunun, yasa kapsamına alınmış olmasıdır.

Nitekim, çevre mevzuatımızda ilk kez, bu yasanın 2 ve 3. maddelerinde; “İyonlaştırıcı olmayan radyasyon” ve “elektromanyetik alan” tanımları yapılmış ve diğer çevre kirlilikleriyle birlikte bu konuda da Çevre ve Orman Bakanlığı ve yerel yönetimlerin, gerekli hallerde meslek odaları, birlikler ve sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapacakları ilkesi getirilmiştir.

Yasa’nın anılan ek 8. maddesinde, “İyonlaştırıcı olmayan radyasyon yayılımı sonucu oluşan elektromanyetik alanların çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi için usul ve esasların, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği” hükmünün getirilmiş olması son derece önemlidir. Ancak, anılan yönetmelik henüz çıkarılamamıştır.

Ayrıca, Yasanın (20.i) maddesinde “Çevre Kanununun Ek 8. maddesi uyarınca yürürlüğe konulan Yönetmelik hükümlerine aykırı davrananlara (sadece) 1.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir” hükmü yer alması da şaşırtıcıdır.

Halbuki, Ülkemizde; Elektromanyetik alan yaratan kaynaklardan GSM Şirketlerine ait baz istasyonlarının, ayrıca kamuya ait yüksek gerilim hatlarının bazılarının konuşlandıkları alanların değiştirilmesi talepleriyle vb hususlarda açılmış binlerce dava vardır. Bu davalardan bazıları kazanılmış durumdadır. En önemlisi; rızası dışında vatandaşın yakın çevresine bir gecede dikilen baz istasyonları, neredeyse penceresine değecek gibi görünen yüz binlerce voltluk elektrik iletim telleri vb sebeplerden dolayı haklı kuşkular ve küçümsenemeyecek riskler olmasıdır.

Dengeler bireyin aleyhinedir. Çünkü, elektromanyetik alan kirliliğini büyük şirketler yaratabilir ve ölçtürmek imkanları bireyler için son derece sınırlı ve önemli ölçüde masraflıdır. Ankara’da, sadece Gazi Üniversitesi GNRK Merkezi gibi bazı resmi ve özel kurum ve kuruluşlar, resmi ve özel ölçüm taleplerini karşılamak üzere yoğun çaba göstermektedir.

Burada çok önemli olan husus, baz istasyonlarıyla ilgili tek yetkili kurum olan TELEKOMİNİKASYON Kurumu; GSM şirketlerine hem tahsisi yapan, hem güvenlik sertifikası veren, hem de denetleyen, kısaca malı üreten, satan, sattıran ve denetleyen durumundadır. Bu durum ve Türkiye’de otuz bin civarında olduğunu tahmin ettiğimiz baz istasyonlarının (edindiğimiz bilgiye göre) 700 civarında elemanla denetlenmeye çalışılması, Kurumun verdiği neticelerle ilgili kuşkulara neden olmaktadır.

Hele, yüksek gerilim hatlarının meskun mahallerde yarattığı ve daha da vahim bir durum arz eden elektromanyetik kirlilik için bireyin başvurup netice alabileceği bir muhatap ise maalesef yoktur.

İl Mahalli Çevre Kurulları bu konuda işlevi bürokratik işlemlerin tamamlanması gibi görülmektedir.

Elektromanyetik Kirlilikte, Vatandaşa Muhatap; Yasa ile açıkça belirlenmediğinden İlgili Kamu Kurumları görev ve sorumluluk üstlenmekten kaçınmaktadırlar.

Bu yüzden, insanların bu günkü sağlığı kadar torunlarının da sağlığını ve genetik yapısını etkileyebilecek olan elektromanyetik alan kirliliği yaratılmasının 1.000 YTL para cezası ile geçiştirilmesi; konunun yeterince önemsenmediği veya çeşitli sebeplerle önemsenemediği izlenimini doğurmaktadır.

Özetle, kaynağı itibarıyla tasnifi ve tanımı dahi yapılmadan “elektromanyetik kirlilik yaratma suçu” için idari yaptırımı sadece 1000 YTL olarak belirlemek ve üstüne üstlük uygulanabilmeyi zararın bireyler tarafından kanıtlanması şartına bağlamak; cirosu trilyonlar olan şirketler karşısında “dostlar alışverişte görsün” demektir.

Bu durumda, ihtiyatlılık ve katılımcı demokrasi ilkeleri esas alınmalı ve bu ilkeler çerçevesinde, TBMM’inde ivedilikle bireyin korunmasına ve sivil toplum örgütlerinin katılımına uygun yasaların çıkarılması sağlanmalıdır. M. Ramazan ÖNGÖRE - ÇEKOD Başkanı



Site Tasarımı
cayyolum.com

 ÇEKOD - Çayyolu Elektromanyetik Kirlilikten Korunma Derneği