|

MAKALE
ATATÜRK’ÜN ÇEVRECİ YÖNÜ
M. Ramazan Öngöre
Çayyolu Elektromanyetik Kirlilikten Korunma Derneği Başkanı
cekod06@yahoo.com.tr
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kurak ve çorak bir köy olan
Ankara’da Atatürk’ün; Çankaya’dan Meclis’e gelirken gördüğü bir iğde
ağacına her gün selam verdiği, bu iğde ağacının yol genişletme
çalışmalarında haberi olmadan kesilmesi üzerine de ağladığı bazı
kaynaklarda yer alır.
1930 yılında da, bir çınar ağacının kesilmesini önlemek için,
İstanbul’dan Yalova’ya tramvay rayları getirttiği, buradaki köşkünü
olduğu gibi bu raylar üzerinde 4 metre 80 santim kenara çektirerek
çınar ağacını kurtardığı bilinmektedir.
"Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle
ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu
fark etsin" düşüncesi Atatürk Orman Çiftliği’nin (AOÇ) kurulmasında
en önemli etken olmuştur. AOÇ’nin kuruluş sebeplerinden biri de,
bozkır ortasına kurulmuş Başkent Ankara’da halkın rahatlıkla
gezebileceği, nefes alabileceği, yaz, kış yeşil kalabilecek bir
cennet, bir doğa güzelliği yaratma arzusu ve özlemidir.
İşte Atatürk, 1925 yılının ilkbaharında bu kararını
gerçekleştirmekle; ağaç bile yetişmeyen bir yerde insanın nasıl
yaşayabileceğini sorgulayanlara ve Ankara'nın devlet merkezi
(Başkent) oluşunu affedilmez bir hata sayanlara en güzel cevabı
vermiştir.
Dünya “Çevre” sözünü 1980’den sonra kullanmaya başlamışken, Atatürk
1925-1930 yıllarında çevre konusuna verdiği önemi, kararları ve
davranışları ile göstermiştir. Böylece Atatürk dünyaya somut bir
“Çevre Dersi” vermiştir.
Böylesine ileri görüşlü ve çevreci bir lider yetiştirmişken, Sn.
Çevre ve Orman Bakanı’nın ağzından, “Atatürk`ün
miraslarından biri olan AOÇ, 1938`den günümüze, 65 yıldır ihmal
edilmiş, korunamamıştır” itirafını duymak ne hazin…
Son olarak 15 gün önce, Atatürk Orman Çiftliğinin arazisi ile bu
arazi üzerinde bulunan spor tesislerinin, Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğü’ne devrini öngören teklif yasalaştı.
Ankara'nın Başkent oluşunu affedilmez bir hata sayanlara karşı bir
simge olan AOÇ’nin ihmali umarız önlenir ve AOÇ korunur. Dileğimiz
bu, yorum sizin…
(Kaynakça:
www.aoc.gov.tr/tarihce.html,
www.bilinmeyen.com/makale.php?id=950,
Yeni Şafak/19.09.2003)
|