Her hakkı saklıdır


   ANA SAYFAYA GEÇMEK İÇİN TIKLAYINIZ

GELİŞMELERİ BU SAYFADAN İZLEYİNİZ

Bir MUTLU SON DAHA...

BATIKENT DİRENDİ ve SONUÇ ALDI (Geniş Haberi Yakında)

 

ÖNCEKİ HABER

Batıkent Hukuk Savaşında Direniyor

Çatıda güneş enerjisi su deposu şeklinde kamufle edilerek konuşlandırılan baz istasyonunun kaldırılması için Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davayı kaybeden Batıkent sakinleri Derneğimize başvurdular.

Batıkent sakinlerinden Mali Müşavir Hasan TÜRE aracılığıyla yapılan bilgi ve belge desteğine müteakip anılan mahkeme kararı Yargıtay nezdinde temyiz edildi.

Mahkeme  kararının Yargıtay tarafından bozulması üzerine  çevre halkı sevinç ve umutla baz istasyonunun önünde toplanarak yargıya olan inançlarını bir kez daha dile getirdiler.

29 Aralık 2009 da 22 Asliye Hukuk Mahkemesinde tekrar görüşülecek olan davanın sonucu merakla bekleniyor.

Konu hakkında Hasan TÜRE'den aldığımız tamamlayıcı bilgi şöyle;

Telsim(Vodafon)  tarafından 2000 yılında kurulmuştur. Bina malik' in, pişmanlık duyduğunu ve 5 yılın hitamında sözleşmeyi fesh edeceğini söyleyerek sakinleri oyalaması nedeniyle, Yargıya ancak 2006 yılında müracaat edilebilmiştir. Dava, Ankara 22 Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, Gazi Üniversitesinde ENRK başkanı Prof.Nesrin SEYHAN tarafından ölçümler yapılmış ve mahkemeye durdurmalı olarak talepte bulunulmuştur. Ancak GSM operatörünün bilirkişi itirazı neticesinde Konunun uzmanı olmayan Nükleer Tıp, Çevre Mühendisi, Elektrik Mühendisi ve Telekomünikasyon Kurumundan bir görevli tarafından oluşturulan bilirkişi heyetinin tamamen bilim dışı raporları sayın Mahkeme tarafından geçerli addedilerek, dava aleyhimize sonuçlanmıştır. Bu defa temyiz hakkımızı kullanarak Yargıtay' a başvurulmuş, Temmuz 2009 da Yargıtay 4.Hukuk dairesi ekte bulunan kararı ile Yerel mahkeme kararını lehimize bozmuş ve kararın düzeltilmesini istemiştir. GSM operatörünün zaman kazanmak adına yapmış olduğu karar düzeltme müracaatı ise Kasım 2009 da sonuçlanmış Yargıtay kararından dönmemiştir. 22 Asliye Hukuk mahkemesi 29 Aralık 2009 günü Saat 10,35 de davanın tekrar görüşülmesi için tarafları duruşmaya çağırmıştır.

 

         T.C.

   YARGITAY

4.Hukuk Dairesi

ESAS NO         : 2008/9947

KARAR NO       : 2009/6327

Y A R G I T A Y  İ L A M I

MAHKEMESİ                : Ankara 22.Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ                         : 29/11/2007

NUMARASI                  : 2006/189-2007/409

DAVACI                       : MEHMET AYDOĞDU VE DİĞERLERİ VEKİLİ AVUKAT ESRA

                                     HATİPOĞLU

DAVALI                        : TELSİM MOBİL TELEKOMİNİKASYON A.Ş. VE DİĞERLERİ

            Davacı Mehmet Aydoğdu  ve diğerleri vekili Avukat Esra Hatipoğlu tarafından davalı Telsim Mobil Telekominikasyon A.Ş. ve diğerleri aleyhine 28/4/2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 29/11/2007 günlü kararın Yargıtay’ da duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 5/5/2009 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat Esra Hatipoğlu ile karşı taraf davalılardan Vodafone A.Ş. vekili Avukat Hakan Arıduru geldiler, diğer davalılar adlarına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.

            Dava, komşu binaya yerleştirilen baz istasyonunun kaldırılması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem reddedilmiş, karar, davacılar tarafından temyiz olunmuştur.

            Davacılar, konutlarına yakın yerde bulunan komşu bina üzerine davalılardan Telsim Mobil Telekominikasyon Hizmetleri Anonim Şirketi tarafından kurulan GSM baz istasyonunun, çevre ve insan sağlığı açısından tehlike yarattığı ileri sürülmüştür. Davalılar ise, iddianın kanıtlanmasını, istasyonun yönetmelik kurallarına uygun biçimde kurulup işletildiğini, iddia edilen zararın gerçekleşmediğini, geniş bir halk kitlesine kamu hizmeti sunulduğunu radyasyona sebebiyet  verilmediğini savunmuştur.

            Mahkemece yapılan keşif sonucunda baz istasyonunun konumu ve komşu , davacılara ait yapılara uzaklığı belirlenmiş bilirkişi raporu alınmıştır.

            Uyuşmazlık son yıllarda kullanılan cep telefonlarındaki haberleşmeyi sağlayan ve baz istasyonları olarak isimlendirilen tesisin kullanılması sonucu bir zararın bulunup bulunmadığı varsa bu zararın hangi durumlarda söz konusu olabileceği ve yine giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dava konusu olan tesisin cep telefonlarının kullanımı için zorunlu olduğu ve bu tesisin geniş bir kitleyi ilgilendirmesi itibariyle de kamuya hizmet vermeyi amaçladığı da tartışmasızdır. Ne var ki  bu hizmetin verilmesinde ve tesisin kullanılması sonucu hukuk kurallarının bir gereği olarak doğan zararlardan da tesis sahibi sorumludur. Hatta bu sorumluluk kusura dayanmayan, tehlike sorumluluğu olarak da kabul edilmek gerekir. Bu özelliği itibariyle tesisi kullanan ve onu işletenin yüksek özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Aksi halde, en küçük bir özensizliğin maddi değerlerle ölçülemeyecek kadar ağır sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Bunun için zarar görenin zararını değil, tesis ve işletme sahibinin tesisin işletilmesinden dolayı kişilere, bu bağlamda çevreye bir zarar vermediği ve herhangi bir olumsuz sonuç yaratmadığının kanıtlanması gerekir. Bu sonuç genel sorumluluk kurallarının aksine olarak, davalıların işletmesinin ağır tehlike doğuracak özelliğinden kaynaklanmaktadır

-2-

2008/9947-2009/6327

            Sertifikada belirtilen limitlerin yönetmelikte belirtilen limitlere uygun olduğu hatta yönetmelikteki limitlerin de altında bulunduğu belirlense bile bu belirlemelerle bir zararın olmayacağı kabul edilemez. Yönetmelik ve bu yönetmelikteki ölçülere göre verilen sertifika soyut bir belirlemeyi içermektedir. Bu bağlamda, o anda, o yerde ve belirtilen güçte kurulacak istasyonun değerlerini belirtmektedir. Nitekim sertifikada bu nitelikleri içermekte olup kurulan istasyonun çevresindeki binaların ve giderek konumunu belirtmemektedir. Bu da sertifikadaki ölçülerin tüm bilimsel verilere uygun olduğu ve zarar doğurmayacağı anlamına gelmez. Kaldı ki, hukuk kurallarındaki norm düzenlemesi itibariyle yönetmelik ve yönetmeliğe uygun bir işlem yapılsa bile, buna karşın çevreye verilen zarardan, eylemde bulunanın sorumlu olmayacağı sonucu doğmaz. Ayrıca yargıç, uyuşmazlığın çözümünde yönetmeliğe değil, yasaya, genel hukuk kurallarına ve bu bağlamda sorumluluk hukukunun ilkelerine göre karar vermek zorundadır. Bunun içindir ki, yönetmeliği ve yönetmeliğe göre verilen sertifikayı bağlayıcı olarak kabul etmemek gerekir. Yapılan açıklamalar itibariyle, tek başına ölçüm sonuçlarının düşük olması, zarar doğurmayacağı anlamına gelmez. Diğer koşulların bu bağlamda, tesisin kurulduğu yerin yerleşim yerlerine ve davacıların evine olan uzaklığı da göz önünde tutulmalıdır.

            Davalı, kamu yararına hizmet verdiklerini savunmuştur. Gerçekten yukarıda da açıklandığı üzere, davalı tarafından bu ve benzeri tesislerin işletilmesi sonucu geniş bir halk kitlesinin yarar sağladığı bilinen bir olgudur. Ne var ki, bu yararın sağlanması karşısında kişilerin zarar görmesi hoş görülemez. Bu bakımdan hizmetten elde edilen yarar ve bunun karşısında verilen zararın dengelenmesi gerekmektedir. Hiçbir hizmet, insan yaşamı kadar öncelik ve önem taşımaz. Diğer bir anlatımla, yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insan ölümü uygun bir sonuç olarak kabul edilemez. İnsan yaşamında tehlike yaratan bir hizmetin, kişi yaşamının önüne geçmesi ve ona üstünlük tanınması doğru bir yaklaşım olarak düşünülemez. Kaldı ki somut olayda, bu hizmetin aynı yerde verilmesinde zorunluluk da bulunmamaktadır. Muhtemelen fazla bir giderle de olsa, başka bir yerde aynı sonuçları sağlayacak bir istasyonun kurulması ve hizmet vermesi olanaklıdır. Bu nedenle davalının bu yöndeki savunma ve itirazları da yerinde değildir.

            Bir diğer konu da, bu tür tesislerin konuşmanın yoğun olduğu yerlere yakın kurulması ve bu teknik kuralı gözeterek kurulacak yerin davalı tarafından belirlemiş olmasıdır.  Konuşmacılara sağlanan yarar bakımından bu belirleme davalı yönünden doğru olabilir. Ancak tesisin böyle bir yerde ve bu konumu ile kullanılmasının özellikle yakın çevresine zarar verdiği de açıktır. Bu bakımdan, bu tesisten üçüncü kişilerle birlikte davacı da yararlanmış olsa, sağlanan yararla verilen zararın dengelenmesi genel bir hukuk kuralıdır. Yarar haberleşmeyi amaçlamaktadır. Zararın ise insan sağlığı ve yaşamı ile ilgili olduğu gözetildiğinde, ikinci değere önem verilmesi gerekmektedir. Bir istasyon yönetmeliğe uygun olarak çalıştırılsa dahi, zarar verdiği takdirde yönetmeliğe uygun olduğundan söz edilerek zarar verenin sorumluluktan kurtulması kullanıma devam edilmesi sonucunu doğurmaz. Yönetmeliğe uygun değilse, zaten hukuka aykırılık gerçekleşmiş olacaktır.

            Tüm dosya kapsamına göre, kullanılan istasyonun konumu itibariyle, uzun sürede kişi, çevre ve bitkilere zarar verdiği, bu nitelikteki bir istasyonun halen bulunduğu yerde kullanılmasının  sakıncalı bulunduğu, bunun daha uygun ve yerleşim çevresinden daha uzakta kurulması gerektiği anlaşılmaktadır.

            Bu belirlemeler itibariyle dar anlamda ve para ile ölçülebilen bir zarar yok ise de çevre binalarda ve bu bağlamda davacıların meskeninde bulunanların sağlık bakımından büyük endişeler taşıdığı, aynı bölgede yaşayan insanların psikolojik olarak yaşamını olumsuz biçimde etkilemekte ve bunun da insanların psikolojik yapısında tedirginlik ve ümitsizlik yaratacağı açık olup davacıların zarar gördüğünün kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

-3

2008/9947-2009/6327

            SONUÇ            : Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 625,00 TL avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 5/5/2009 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

 Başkan Üye                  Üye                  Üye                  Üye

Ülkü Aydın        Şerife Öztürk                Mustafa Kıcalıoğlu        Mehmet Uyumaz           Kamil Kancabaş

 

KARŞI OY YAZISI

            Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çokluğun bozma kararına katılmıyorum.5/5/2009

Üye

Kamil Kancabaş

 Karşılaştırıldı.                                                                                                  MTT

   

ANA SAYFAYA GEÇMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Site Tasarımı
cayyolum.com